Sunday, January 18, 2015

Paralelci


Bir itirafım var. Seçme hakkım olsa yine bu yoldan giderdim ama bazen bu ev kadını, çocuklu anne halimden çok korkuyorum. Daha uzun süre içine tıkılıp kalırım diye en çok. Lisanstan mezun olup mastera başladığım dönemde, yeni yeni iş görüşmelerine gittiğim, kendimi o çok meşhur kimya şirketinin yeni ürün uzmanı filan olarak hayal ettiğim zamanlar, master hocamla radar görünmezliği sağlayan bir kaplama geliştirme uğruna deniz kuvvetleri komutanlığı toplantı odalarının birinde ya da izmite gidip bir denizaltının içinde bir başka toplantıda köşeye geçmiş denizaltının yaklaşık kaplama gerektirecek yüz ölçümünü hesaplamaya çalışırken ya da ne biliyim tez makalem o A sınıfı dergide basıldığında, kendimi çok da uzun olmayan bir süre sonra evde oğlumla çizgi film izlerken hayal etmiyordum. Topuklularımın üzerinde, herkes gibi sıkıcı ve klasik olmak zorunda olmayan kıyafetler içinde, saçımı savurarak bir toplantıya koşturacağımı filan düşünüyordum sanırım. Toplantı için beni beklemişler de geç kaldığım için bir kutu makaron getirmişim mesela(hiç makaron sevmiyorum ama ortamları yumuşatıp yüzleri gülümsettiğini kabul etmeliyim). Ah hayaller! Doğurduğum çocuğu bırakıp kariyerime(bu lafı sevmiyorum) devam edebileceğimi sanıyordum sanırım, ya da çocuğun kendi kendini büyütebileceğini.
Şimdi, evde bebeğimle birlikte geçirebildiğim bu zamanın hem bir lütuf hem de çürümem için kurulmuş bir tuzak olduğunu düşünüyorum. 
Bir yolu seçiyoruz ve aklımız ister istemez "diğer yoldan gitseydim ne olurdu" da kalıyor. 
Diğer yoldaki Funda, haftasonları napıyosun tatlım? Sen de bisiklete binip o çirkin sesinle bir türkü tutturuyor musun?
Mutlu haftalar!
Bu hafta, seçtiğimiz yolun -daha- doğru yol olduğunu gösteren işaretlerle dolu olsun!

12 comments:

  1. Funda; seçtiğin yol en doğru yol! 10 aylık bebeğini evde bırakıp çalışma hayatına başlamış, iş yerinde sürekli kokusu burnunda eli telefonda gezen, ve kim bakacak bu çocuğa konusunu her gün yineleyen bir anne olarak tüm kalbimle söylüyorum ki, en doğru yoldasın..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çocuklar tüm gün okula gitmeye başladığında da siz iyi ki diyecekmişiniz gibi geliyor:) Şaka bir yana şartları zorlaya zorlaya elimizden gelenin en iyisiniz yapmaya çalışıyoruz, umarım pişmanlıklarımız hepimizin çok az olur.

      Delete
  2. Benim için birini sıcak bulmak çok önemlidir.

    Sen sıcacık geliyorsun, yazıların, birebirdeki tatlılığın, fotoğrafların..

    Seçtiğin yol pek keyifli, hoş büyüdükçe zorlaşıyor ama duymazdan gel beni anın tadını çıkar:))
    Ve mutlaka istanbul'a gelirsen haberim olsun.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Utandım^^ Teşekkür ederim bu düşünceleri paylaştığın için diye devam eden bişiler yazmak istiyorum ama konuyu acaip Rüzgara bağlayasım var. İstanbula gelirsem haber vermem mi ya bu teklifin üzerine, evinize baskın bile yaparım, Rüzgarı köşe bucak sıkıştırıp öpücük yağmuruna bile tutmaya çalışırım:)

      Delete
  3. son cümlene ithafen söylüyorum ki ; diğer yol aşırı derecede pişmanlık verici funda... seçiminin doğru olduğunu gösteren bir işaret olması dlieği ile... oğlum deniz mart 2013 doğumlu ve ben büyük ikilemlerde kala kala 11 aylıkken tüm izinleri tüketip çalışcam ben yeaa diyerek işe başladım. 1 yıl olmadı acaba diğer yolu seçseydim daha mutlu olur muydum diyorum.. ölçüp tartınca evet olurdum diyebiliyorum... iş bulunur bulunur da bu zamanlar geri gelmiyormuş onu anladım ve acaba hala bırakmak için çok mu geç kaldım diye düşünmüyor değilim!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Haklısın^^Ben ucunda hangi iş hangi parlak kariyer olursa olsun sanırım Demir'in ilk iki(artırıyorum üç) yaşını bu şekilde yaşamaktan mahrum olmak istemezdim. Hayatın bize sunduklarını evirip cevirip elimizden geleni yapıyoruz hepimiz, dilerim hep cok az olsun pişmanlıklarımız.

      Delete
  4. Akıl vermemeyi, öğütlenememeyi, mutlu olmayı, küçük küçücük bir dünya yaratıp, hep sevdiğin şeylerle uğraşmayı bana bir çocuk öğretti, fark etmemi, görmemi, hissetmemi sağladı. Alpim canım oğlum, müteşekkirim ona. Sende Demir i dinle, o ne diyorsa, sana nasıl cevap veriyorsa izle emin ol doğrudur. Gerçek orası, onlar. Gerisi hep detay bunu bilirim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hep hislerime tercüman oluyorsun. Bir kadının hayatının en zirve dönüm noktası tartışmasız anneliği. Kendi çocuğuyla tanışıp, ondan öğrenmeye başladığı zaman. O kadar kıymetli ki. hiç unutmamak, bir yerlerde tutup bütün o minik ama anlamı büyük dersleri kendime basucu kitabı yapmak istiyorum.

      Delete
  5. 'senin yolun yol değil' derler ya hahaha bence senin yolun tam da güzel yol Funda'm, sevgili anam. Bunu artık tartışmayalım misal ben dün Mira'yla yalnızca 1 gün geçirebildim akşam eve yorgun gidip hala ona belli etmemeye çalışıyorum. Ve bazen ağzımdan yorgunum lafı çıkıyor bana bakıp 'hayırrrr yorgun değilsin olmaaa' dediğinde hufffff 'canımın içi yorgunluk da ne demek senin yanında' diyorum. Geçen yeminle bu doğru :) onunla oynarken yere uzandım uyuyakalmışım hahaha. oğlum daha ötesi olabilir mi. Biraz da hastaydım ondan sanırım yoksa hayatta uyumam kül de yutmam:P Bence sen şimdi Demir'ime benim yerime bir öpücük kondur mümkünse dizinin bir pıt üstündeki boğuma ya da bileklerindekilere artık tercih senin bana hepsi uyar ve sonrasında o güzel bisikletinle nasıl da fit bir anne nasıl de cool bir anne olduğuna tekrar bir bak. Bunu yap lütfen. Seviyorum çok seni çok çok

    ReplyDelete
    Replies
    1. bence hepsini bir kenara bırakalım ve sizin çekirdek familyanız için izmire bilet bakalım. duygular şelale netekim<3

      Delete
  6. Senin yolun sahane bir yol canimin ici! Tereddut etmen bile, ise mecburi olarak baslamasina 1 haftasi kalmis beni sinirlendiriyo bilesin!:) Keske secme sansimiz olsa, keske herseyin ucu bu kadar paraya cikmasa da, hicbir anne dogurdugu bebesini baskalarina emanet edip yalan dolan kariyer sevdasina kapilmak zorunda kalmasa:(
    Simdi o kucuk adamin bezli cocosunu benim icin sertce isiriyosun ve afilli bisikletine binip buradan uzaklasiyosun hemen! Duymamis oliyim:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ama eloşum da zaten az sosyal ve sempatikmiş gibi kreşte çılgın ötesi bir varlık haline gelmedi mi? Olaya bu tarafından bakabiliyo muyuz? Yoksa terlik geliyo ben kacayım mı:/

      Delete